Koptu Kervan ve Kalenderi

Koptu Kervan sokak müziği yapan bir grup hemde laf aramızda oldukça iyiler. Türkçe’nin yanında Hintçe, Yunanca, Lazca, Farsça, Kürtçe ve İbranice dahil birçok dilde şarkılar seslendiren grup, daha çok halk müziği ve dini müzik eserlerini yorumlamaktadır. Grubun, on bir şarkıdan oluşan Müzik Yasak adlı bir albümü vardır.

Koptu Kervan’ı bundan birkaç gün önce bir arkadaşımın yollamış olduğu link ile tanıma ve dinleme fırsatı buldum. Koptu Kervan’ın hikayesinden de  biraz bahsetmek istiyorum sizlere araştırmalarım sonucunda öğrenebildiklerim den daha doğrusu. 1996 yılında kurulan Koptu Kervan grubu çok ilginç bir yönü var. Grup popüler kültüre olan eleştirel duruşu ile kendi hayran kitlesini oluşturmuş. Popüler kültüre eleştirel baktıklarından bahsetmişken grubun 2007’de Büyükada’da müzik yaparken 1 saatlik performansla 1500 cd sattığı ve birkaç şov programından; örneğin Beyaz Şov, Zaga ve benzeri programlardan teklif aldıkları ve çok uçuk paralar teklif edilmesine rağmen bu tarz programlara çıkmadıklarını popüler kültüre olan bakış açılarını göstermekte. Grubun şu an aktif müzik yapmadığını  Tolga ve grubun vokalisti Ömer ÇAKIROĞLU’nun, yeni bir grup kurduğunu Kurdukları Grubun Adına da Kalenderi Koyduklarını Öğrendim. Kalenderi Grubu bir de Albüm çıkarmış albüm de yer alan eserler: Kadir Mevlam, Son, Koptu Kervan, Çay Taş’ı, Erik Dalı, Dağ, Altın Taştan Gül Kuruttum, Bülbül Olsam,Can olmak üzere 10 parçalık bir albüm oluşturmuşlar. Sizlere buradanda tanıtım videosunu paylaşıyorum, umarım beğenirsiniz.

Koptu Kervan Grubunun diğer üyelerinden Selda’nın Fethiye’de bir köyde, Tuncay’ın Bodrum’da bir köyde, Vasilie’nin Yunanistan’da, Timur’un ise Brezilya’da yaşadığı söylenmekte.
Herkes bir şekilde yaşamını idame ettiriyor. Grup olarak sisteme dâhil olmamaya çalışmış olsalarda, Ancak birkaçı ister istemez bu sisteme dâhil olmuşlar.

Ayrıca Kalenderi Grubunun Üsküdar’daki Ahenk Semai Kahvehanesi’ni da rastlamanız mümkün çünkü Ömer ÇAKIROĞLU ve eşi beraber dekore etmiş burayı  genelde sokak müzisyenleri, konservatuar talebeleri, devlet sanatçıları ve edebiyatçılar gün içinde gelip çay içip, gönül sohbetlerini burada yapmaktalar, akşam saatlerinde ise müzisyenlerin enstrümanlarını çıkarıp fasıl yaptığı bir mekân halini almış. . Kahveler pişiriliyor, her tarafta kahve kokusu, ortada çıraklar, müzisyenler, semai kahvehanesinin olamazsa olmazı halini almış.

İlgi çekici bir grup olduğunu düşündüğümden sizinle de tanıştırmak istedim bu grupları, burada bir kaç parçalarını da sizlerle paylaşıyorum umarım beğenirsiniz kendilerini.

İsmet AKÇAKAYA

"Herkes kalender sayar bizi ama benim meşrebim zordur. Toprağım kıraç yerden alınmıştır, her bitki büyümez üzerimde,suyum ekşimiş şarap gibi tatsızdır, soluğum yalçın kayaları parçalayan rüzgarlar gibi delidir. Umuttan çok kuşku vardır yüreğimde, hoşgörüden çok öfke vardır, nedensiz düşmanlık gütmesemde olur olmaz şeye sevgi beslemem ben. Haktan yanayımdır ve de hakikatten. Bu yüzden sevginin hak edenin hakkı olduğuna inanırım. Hak etmeyene sunulmayacak kadar değerlidir sevgi."

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

  • sevda

    çok güzel ezgiler şiir severler galiba semai kahvehanesi şiirle alakalı gibi.