Seyyid Kutub Kardeşim Sen Özgürsün

Son  zamanlarda en çok dinlediğim müzikler arasında yerini alan Seyyid Kutub’un kaleme aldığı marş haline getirilmiş şiiri var onuda sizinle paylaşmak istedim. Bu paylaşımı yapmamdaki gaye Mısır’da yaşanan son derece üzücü olaylara kayıtsız kalmamak.

Sözlerinin Türkçe Karşılığıda Şu Şekilde ;

KARDEŞİM SEN ÖZGÜRSÜN

Kardeşim sen parmaklıklar ardındada olsan özgürsün – Kardeşim sen pırangalara vurulsanda özgürsün
Sen Allah’a bağlandığın zaman – Sana Kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki
Kardeşim karanlığın ordularını kökten sileceksin – Ve bununla yerüzünde yeni bir fecr doğacak
Sen ruhunu bu fecrin doğuşuna teslim et – O zaman fecrin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin
Kardeşim Muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır – ve zillete mahkum olmaktan yüz çevirmiştir
Muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları – Ebediyet kanı ile Cennete yükselecektir
Kardeşim sana ne oluyorki savaştan bıkmışsın – Omuzundan silahını atmışsın
Söyle bana kim fedakârlık edecek ve yaraları kim saracak – Ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak
Kardeşim Muhakkak ki ben bugün sarsılmaz dayanağa sahibim – Ve yerlerine dayanmış dağları,kayaları parça parça ederim
ve yarın bu silahımla bozgunculara karşı savaşacağım – Taki yeryüzünden yok edinceye kadar
Ben Rabb ve din için intikam alacağım – Yılmadan Resul ve sunnet üzerine devam edeceğim –
Ya dünyayı kuşatacak zafer – Yada Allah’a sunulacak şehadet
Kesinlikle Kardeşim ben savaştan yılacak değilim – Silahıda atacak da değilim
Şayet kardeşim ben ölürsem şehidim – Sende övülmüş bir zaferle devam edersin
Muhakkak ki ben emin bir şekilde – Yıldızların Rabbı olan Allah a giden yol üzerindeyim
İster beni affedin ister beni cezalandırın – Muhakkak ki ben verilen ahde eminim
Kardeşim yürü tereddüt etmeden arkana bakma – Senin yolun kanla boyanmıştır
Oraya buraya aldırış etme – Allah’dan başkasına boyun eğme
Kanadı kırık bir kuş değiliz ki – Bundan dolayı zelil görünüp öldürülelim
Adım adım çarpışmaya çağıran – Kanların sesini işitiyorum
Kardeşim benim üzerime ağlarsan – Benim kabrimi o içten damlalarla ıslatırsan
Ufalanmış kemıklerden kendıne meşale oluştur , Ve ışığıyla yaklaşan zafere doğru ilerle
Kardeşim biz ölürsek sevdiklerimize kavuşacağız – Rabbımızın bahçeleri bizim için hazırlanmıştır
Muhakkak ki o Cennetin kuşları etrafımızda kanat çırpacaktır – Ebedi diyar bizim için nekadar hoştur

Seyyid Kutub

Seyyid Kutub’un Kim Olduğunu Bilmeyenler ve Öğrenmek İsteyenler İçinde  Kısaca Bahsedeyim.

1906 yılında Mısır’da, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1946’da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Çoğuna göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur’an’ın emri olduğunu savunuyor, Mısır’ın o dönem ki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

1949 yılında ABD’ye gitmiştir. Bu dönem boyunca Amerikan yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu özdekçiliği eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini primitif olarak görmüş ve reddetmiştir. Ayrıca, 1949 yılında, o yurtdışındayken, İslam’da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam’da olduğunu öne sürmüştür.

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam’a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi.

Mısır’a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler teşkilatına katılmıştır. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, teşkilatın genel düşüncesiyle kendi fikirleri arasındaki bazı farklılıklar ortaya çıksa da, Müslüman Kardeşler ile olan ilşkisi devam etti.

Cemal Abdül Nasır’a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub’a onbeş yıl ağır hapis cezası verilmiştir. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur’an tefsiri Fi zilâl-il-Kur’an ve Kutub’un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme almıştır. 1964’te serbest bırakıldıktan sonra, 1965’te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 21 Ağustos 1966’da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır’ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966’da idam edildi.

Mahkeme heyeti onu idama mahkûm ettiğinde Kutub’un ağzından şu sözler dökülmüştü:

“Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk’ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah’a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır.”

 

 

İsmet AKÇAKAYA

"Herkes kalender sayar bizi ama benim meşrebim zordur. Toprağım kıraç yerden alınmıştır, her bitki büyümez üzerimde,suyum ekşimiş şarap gibi tatsızdır, soluğum yalçın kayaları parçalayan rüzgarlar gibi delidir. Umuttan çok kuşku vardır yüreğimde, hoşgörüden çok öfke vardır, nedensiz düşmanlık gütmesemde olur olmaz şeye sevgi beslemem ben. Haktan yanayımdır ve de hakikatten. Bu yüzden sevginin hak edenin hakkı olduğuna inanırım. Hak etmeyene sunulmayacak kadar değerlidir sevgi."

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

  • Ali

    Allah(c.c.) yolunda bir çok müslüman kardeşimiz can vermekte 🙁